16 Nisan 2010

TOKİ ORTAKENT'E SULANIYOR...!

ORTAKENT’TE YAPILAŞMA TEHLİKESİ…

Ortakent Belediye Başkanı Mehmet Onur Şahbaz, TOKİ tarafından beldeye 3 bin konut yapılmasının planlandığını iddia ederek, ''Kamusal arazilerin kamunun elinde kalması gerektiği ve bu alanların kentin ihtiyacı olan sosyal donatı alanları olarak kullanılması gerektiğine inanıyoruz'' dedi.
Şahbaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ortakent sınırları içerisinde Çakmaklı mevkisinde hazine adına kayıtlı olan taşınmazların, TOKİ'ye bedelsiz devrinin uzun zamandır gündemde olduğunu ifade ederek, ''Geçen hafta Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nden belediyemize gelen yazıda, Muğla Üniversitesi'ne tahsis edilen araziyi de içine alan hazine adına kayıtlı parsellerin, TOKİ'ye bedelsiz devri konusunda kuruldan istenildiğini öğrendik. Söz konusu parsellerde, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü uzmanları tarafından yapılan incelemelerde, kaya mezarı, tonozlu yapı kalıntıları gibi çok sayıda kültür varlığı tespit edilmiştir'' dedi.
Söz konusu arazinin yaklaşık bir milyon metre kare olduğunu ifade eden Şahbaz, ''Bu güne kadar onaylanan tüm üst ölçekli planlarda bu bölge, kamu kullanımına yönelik olarak donatılmıştı. TOKİ tarafından yapılaşma yapılması demek, beldeye 3 bin konut yapılması anlamına geliyor. Ortakent bu yükü kaldıracak durumda değil'' diye konuştu.
Bölgenin, Bodrum Yarımadası'nda kamunun kullanımına açılabilecek ve bugüne kadar özelliğini korumuş nadir bölgelerden biri olduğuna işaret eden Şahbaz, şunları kaydetti:
''Belediye olarak, kamusal arazilerin kamunun elinde kalması gerektiği ve bu alanların kentlinin yaşam kalitesini artıracak, kentin ihtiyacı olan sosyal donatı alanları olarak kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Yapılan kanun değişiklikleriyle 'dar gelirli vatandaşa konut' adı altında kamu alanlarının yok edilmesine meşruiyet kazandırılmıştır. Beldemiz ve Bodrum Yarımadası için büyük önem taşıyan bu alandaki kültür varlıklarının, doğal değerlerinin korunarak gelecek nesillere taşınması için halkımızı, tüm meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini ve basını tek güç olmaya davet ediyorum.''

KAYNAK:KENT MEDYA GURUBU

13 Kasım 2009

Bir cennet parçası yok edilecek!

BODRUM'da şekli bir dinozora benzediği için çevre sakinlerince böyle isimlendiren bir burun var. Burnun bir tarafı Bağla Koyu'na, diğer tarafı Kargı Koyu'na bakıyor.

“Akvaryum” diye tabir edilen, tekne turlarının önemli bir durağı olan muhteşem bir deniz var burada.

Bu yarımada Milli Emlak'a ait, yani Hazine arazisi!
Şimdi öğreniyorum ki bu arazi geçtiğimiz aylarda Turizm Bakanlığı'na devredilmiş.

Bakanlık araziyi marina yapmayı planlayan bir gruba tahsis edecek” deniliyor.
Bununla ilgili plan değişiklikleri de onay safhasında imiş.

Buraya bir marina yapmak demek, o bölgede denizi içine girilemez hale getirmek demek.

Öyle bir yerde turistik tesis yapmak için bile kılı kırk yarmak gerekirken, bölgeyi toptan kirletecek bir tesis için girişimlerde bulunulmasını insanın aklı almıyor.

Çevrecilerin bu konudaki girişimleri ise hep olduğu gibi kimse tarafından duyulmuyor, gazetelerde kendisine küçük bir yer bile bulamıyor.

Bölge sakinleri deseniz, evleri değerlenecek zannederek durumu öylece seyrediyorlar.
İstanbul'un eski sayfiye yerlerinin böyle kirletildikten sonra ne kadar değerlendiğine bir bakmalarını öneririm.

Mehmet Yılmaz
13 Kasım 2009
Kaynak: hurriyet.com.tr

07 Haziran 2009

Sayım Çınar'dan Bir Bodrum Yazısı

Ne zaman ciddi bir şekilde bir aşk acısı yaşasam,kendimi bodruma atarım.Nedenini bilmediğim bir şey.Yalnızlığımın boyutlarını hep burada sorgularım.Buradaki eğlenceden öte ,sakinliği sevmişimdir hep.Torba halk plajını çok seviyorum..
Kendimi sessizliğe gömüyorum.Bütün yıl yaşadığım kargaşalardan kaçıyorum.Kaçıyorum aşklardan.Hayatı burada yaşamayı seviyorum.Sevdiğim kitapları da aldım.Burada okuyabiliyorum.Bu yıl çok garip bir yıl oldu.Olmaya devam ediyor,kelimeler yavaşlamayı sevmiyor.Benim yavaşlığımla pek orantılı değil kelimeler.Hissetmeden yazamıyorum.Bu yıl ayrıca Gümüşlükle de barıştım.Sevgili Mine Söğüt ve eşi Bahadır çok enerjik insanlar.Beni Gümüşlüğe davet ettiler.Sevgili rıza ağabeyi de gördüm .bu bahsettiğim rıza ağabey,hani tarkanın bir reklamında oynayan rıza ağabey.Çok eğlenceli birisi Rıza.Bahadır ve beni çok eğlendirdi. Bahadır’ın ilginç öyküleri de var.Bunları burada anlatamam ama hakikaten eğlenceli.Mine de Gümüşlükteki yeni evinde çok mutlu.Yeni evi,Antik yunan evlerine benziyor,taş ev.Bütün enerjisini bu eve vermiş durumda.Bu arada bir de oyuncakçı amcayla tanıştım .Çok ilginç oyuncaklar yapıyor.Hatta kendisiyle bir söyleşi yapmak istiyorum.limon diye kafe var ve çok güzel.Bu oyuncaklar burada sergileniyor.İçim acıyor ve daha fazla cesur olmak istiyorum.Bu arada Merhaba otel diye bir yerde kalıyorum.Kendi içime çekildim.Telefonlarımı kapattım.Bugün çok fazla telefon konuşması yapmadım.Hatta bazı insanlarla hiçbir şekilde konuşmak istemiyorum.Biliyorum artık bazı şeyler çok zor.Yeni bir hikaye yaratamam.Eski yazları düşündüm.Eski yaz tatillerini.Geçen yıl yalnız değildim ya da kendimi yalnız hissetmiyordum.Şimdi bütün bu yalnızlığımı kelimeler kapıyor.Bir de şuna çok fazla inanıyorum.En güzel ağlama yeri deniz.Dün yine yapayalnız dolaştım barlarda ve biraz depresyona girdim ve çok içtiğim için biraz geç uyandım.Unutmak istediğim şeyleri ,hatırladım.Gözlerimdeki yaşları ,bardakçı koyundaki sular götürüyordu.Yıllar insandan çok fazla şey götürse de ,ben unutmayacağım.
Sevgili Ülkü Tamer’in dediği gibi:Yaşamak hatırlamaktır.Unutmayacağım ama yeni güzel şeyler olacağını biliyorum.

SAYIM ÇINAR

sayimc@superonline.com